Silivri Belediyesi Battı mı? Algı Başka, Gerçek Başka!

Silivri Belediyesi’nin borç tartışması büyüyor. Yapılandırma süreci, muhalefetin tutumu ve belediyenin mali tablosuna ilişkin dikkat çeken değerlendirme. Detaylar köşe yazısında…

Silivri Belediyesi Battı mı? Algı Başka, Gerçek Başka!
Reklam
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
Ayrıca Bu Haberi Paylaş:

Son bir haftadır sosyal medya üzerinden aynı nakaratı dinliyoruz:

Silivri Belediyesi borç batağında.”

Reklam

Silivri Belediyesi battı.”

Silivri Belediyesi yönetilemiyor.”

Bir dakika…

Gerçekten öyle mi?

Yoksa yine sosyal medyada gerçekle algı birbirine mi karıştırılıyor?

Bana sorarsanız, ortada belediyenin battığını gösteren bir tablo yok. Ortada, siyasi tartışmalar üzerinden büyütülen bir algı operasyonu var.

Üstelik bu algıyı üretenlerin bir bölümü muhalefet olduğu için yapıyor.

Bunu anlayabiliyorum.

Siyasetin doğasında iktidarı eleştirmek vardır.

Ama diğer tarafta belediyeden, belediye yönetiminden veya yöneticilerden beklentisi olanlar varsa…

İşler değişir.

Çünkü menfaat beklentisi sona eren bazı insanların, bir anda belediyenin en büyük “uzmanı” haline gelmesine yıllardır alışığız.

★★★

Biri çıkıyor:

Silivri, Silivri olalı böylesine kötü bir tabloyla karşılaşmadı.”

İyi de…

Nereden biliyorsun tabloyu?

Belediyenin mali tablolarını mı inceledin?

Borç yapılandırmalarını mı takip ettin?

Gelir-gider dengesini mi biliyorsun?

Belediyenin hangi kuruma ne kadar borcu olduğunu, hangi borcun hangi koşullarda yapılandırıldığını biliyor musun?

Yoksa sosyal medyada gördüğün üç paylaşımı okuyup belediye uzmanı mı oldun?

★★★

Bir başkası çıkıyor:

“Anahtarı kaymakama verin.”

Sen kimsin?

Silivri Belediyesi’nin anahtarını sana mı verecekler?

Bir başkası, belediye başkan vekili seçildi diye saldırıyor.

Neden?

Çünkü işine gelmedi.

Kendi kendine konuşuyor.

Kendi kendine kızıyor.

Kendi kendine cevap veriyor.

Sonra da bütün Silivri’nin kendisini dinlediğini zannediyor.

Oysa siyaset, insanın kendi sesini duyması değildir.

Siyaset, toplumun sesini duyabilmektir.

★★★

Gelelim asıl meseleye…

Silivri Belediyesi battı mı?

Hayır.

Belediyenin borcu olabilir.

Borçlu olmak başka şeydir, batmak başka şey.

Türkiye’deki hangi büyükşehir belediyesinin, hangi ilçe belediyesinin borcu yok?

Belediye hizmet üretiyorsa bunun bir maliyeti vardır.

Personel çalıştıracaksınız.

Asfalt dökeceksiniz.

Çöp toplayacaksınız.

Park yapacaksınız.

Sosyal yardım vereceksiniz.

Spor tesisleri yapacaksınız.

Kültür sanat etkinlikleri düzenleyeceksiniz.

Altyapıya para harcayacaksınız.

Bütün bunları yaparken “Paramız yok, o zaman hiçbir şey yapmayalım” mı diyeceksiniz?

Belediyecilik böyle yapılmaz.

★★★

Üstelik son meclis toplantısının temel gündemlerinden biri de borçların yapılandırılmasıydı.

2026 yılı Haziran ayında yayımlanan düzenlemeler kapsamında vergi ve kamu borçlarının 72 aya kadar taksitlendirilmesi ve yıllık yüzde 29 tecil faizi imkânından yararlanılması için süreç işletiliyor.

Başvuruların 31 Ağustos 2026 tarihine kadar yapılması gerekiyor.

Yani ortada “belediye battı, kapısına kilit vurulacak” şeklinde bir durum yok.

Tam tersine…

Borçların daha yönetilebilir hale getirilmesi için yasal bir yapılandırma imkânından yararlanılması söz konusu.

★★★

Peki muhalefet ne yaptı?

Yapılandırma konusunda ret oyu verdi.

İşte burada insanın sorması gerekiyor:

Belediyenin borcunun yapılandırılmasına karşı çıkmak kimin işine yarıyor?

Silivri Belediyesi’nin mi?

Silivri halkının mı?

Yoksa siyasi hesabı olanların mı?

Çünkü belediyenin borcu varsa, o borç bir gün gelip siyasi partinin kapısına dayanmaz.

Silivri halkının karşısına çıkar.

Maaşta çıkar.

Hizmette çıkar.

Yatırımda çıkar.

Sosyal desteklerde çıkar.

Yani faturayı siyasetçiler değil, vatandaş öder.

★★★

Ben bunu masa başından söylemiyorum.

25 yıl belediyede yönetim kademelerinde çalışmış biri olarak söylüyorum.

Silivri Belediyesi’nin geçmiş dönemlerde de ciddi mali sıkıntılar yaşadığı dönemler oldu.

Büyükşehirden ve merkezi yönetimden yeterli desteğin alınamadığı dönemler oldu.

İller Bankası kaynaklarının yetersiz kaldığı dönemler oldu.

Maaşların zamanında ödenemediği, ikramiyelerin geciktiği dönemler oldu.

Ama belediye yine de hizmet verdi.

Selami Değirmenci döneminde de hizmet yapıldı.

Maaşlar ödendi.

Festivaller düzenlendi.

Silivri yönetildi.

Yani belediyenin borcu olması, otomatik olarak “belediye battı” anlamına gelmez.

★★★

Şimdi sosyal medyada felaket tellallığı yapanlara bir çift sözüm var:

Belediyeyi eleştirin.

Hem de sonuna kadar eleştirin.

Eksik gördüğünüz hizmeti söyleyin.

Yanlış gördüğünüz uygulamayı ortaya koyun.

Rakamlarla konuşun.

Belgelerle konuşun.

Ama “battı” diyorsanız, bunun belgesini de ortaya koyun.

Çünkü gazetecilikte de siyasette de bir kural vardır:

İddia eden, iddiasını ispatlamak zorundadır.

Sosyal medya paylaşımı belge değildir.

Dedikodu veri değildir.

Siyasi hesap da gerçek değildir.

★★★

Silivri’nin bugün ihtiyacı olan şey, felaket tellallığı değil.

Sağduyudur.

Belediyenin ihtiyacı olan şey, siyasi kavga değil.

Hizmettir.

Vatandaşın ihtiyacı olan şey ise sosyal medyada her gün yeni bir “battı” hikâyesi okumak değil…

Belediyenin çalıştığını görmektir.

O nedenle tekrar söylüyorum:

Silivri Belediyesi batmadı.

Silivri Belediyesi batmaz da.

Yeter ki belediyecilik siyaset üstü bir sorumluluk olarak görülsün.

Yeter ki herkes elindeki rakamlarla, belgelerle ve gerçeklerle konuşsun.

Çünkü sonunda hesabı sosyal medya değil…

Silivri halkı sorar.

Ayrıca Bu Haberi Paylaş:
Reklam Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
WhatsApp WhatsApp