İktidar bir rekor daha kırdı
İktidar sürekli bütçe açığından dert yansa da cari açıkta tablo daha da kötü. Türkiye, ABD’den sonra dünyada en fazla cari açık veren ülke oldu.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, cari açığın sürdürülebilir seviyelerde kalacağını öne sürerken Türkiye dünyada en yüksek cari açık veren 2’nci ekonomi oldu. Geçen yılı ‘cari açık ligi’nde ilk 10’da tamamlayan Türkiye, bu yılın ocak-mart döneminde 23.7 milyar dolarlık açık verdi. Dünyada Türkiye’yi geçebilen tek ülke ABD oldu.
Enerji fiyatlarının artırması ve dış ticaret dengesinin bozulmasıyla Türkiye’nin bu yılın ocak-mart dönemindeki cari açığı neredeyse 2’ye katlanarak 23.7 milyar dolara çıktı. Nisan ayı verilerini de eklediğimizde 4 aylık açık 29 milyar doları aşarak 2025’in tamamındaki 28 milyar dolarlık açığı geride bıraktı.
HERKESİ GEÇTİK
Bu verilerin yüksekliği Türkiye’yi diğer ülkelerle karşılaştırdığımızda çok daha net ortaya çıkıyor. Türkiye, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü verilerine göre 2025’te dünyanın en çok cari açık veren 7’nci ekonomisi konumundaydı. Türkiye’yi geçebilen ülkeler; ABD, Birleşik Krallık, Avustralya, Suudi Arabistan, Brezilya ve Romanya olmuştu. Bu yılın ocak-mart döneminde Türkiye, ABD dışındaki yukarıda belirtilen bütün ülkelerden daha büyük açık verdi.
62.5 MİLYAR $ TAHMİNİ
Üstelik Türkiye gibi yüksek enflasyonu olan Arjantin gibi ülkelerde cari açık birkaç milyar dolar seviyesine inerken yine Türkiye gibi enerji ithalatına bağımlı Japonya ve Hindistan gibi ülkeler cari fazla verdi. Ayrıca cari açık sorunun büyüyerek devam edeceği tahmin ediliyor. Piyasanın yıl sonu açık beklentisi 50 milyar doların üzerinde bulunuyor. Garanti Yatırım ise bu yıl cari açığın rekor seviyelere yaklaşarak 62.5 milyar dolar olacağını öngörüyor.
Lira zayıflıyor faiz yüksek kalıyor
Cari açık ithal edilen mal ve hizmetlerin, ihraç edilen mal ve hizmetlerden daha yüksek olduğunu gösterir. Türkiye, üretime dayalı büyüyemediği için ekonominin küçüldüğü dönemler haricinde sürekli cari açık veren bir ülke oldu. Cari açığın artması hem lira üzerindeki değer kaybı baskısını artırırken hem de ekonominin sıcak parayı çekmek için yüksek faiz politikası uygulamasına neden olur.






