Zabıta, başkanı arkadan mı vuruyor?
Silivri’de zabıta skandalları, Belediye Başkanı Bora Balcıoğlu’na çağrı ve değerlendirme
Silivri Belediye Başkanı Bora Balcıoğlu, göreve geldiği günden bu yana önemli değişikliklere imza attı.
“Silivri’yi birlikte yöneteceğiz” diyerek ilçenin çok geniş bir kesimini ortak paydada buluşturdu. Bu yaklaşımı nedeniyle kendisini severim ve saygı duyarım.
Bu yazıyı kaleme aldığım için, CHP içinden ya da belediye çevresinden bazı isimlerin beni eleştireceğini biliyorum. Hatta “Bora Balcıoğlu’na karşı” olmakla suçlanacağımı da tahmin ediyorum.
Ama kusura bakmasınlar; bu yazıyı yazmasaydım, her şeyden önce vicdanıma hesap veremezdim.
Bizde çok anlamlı bir atasözü vardır:
“Çuvaldızı başkasına batırırken, iğneyi kendine batırmayı unutma.”
İşte tam da bu nedenle, Belediye Başkanı’nı arkadan vuran bazı zabıta amirliği çalışanlarını kamuoyunun vicdanına bırakıyorum.
1. Kaçak Yapı Haberinde Yaşananlar
Geçtiğimiz günlerde Silivri’de, eski festival alanına izinsiz şekilde bırakılan konteyner tarzı bir yapı hakkında haber yaptım.
Kaçak yapının kaldırılması gerekiyordu; buraya kadar her şey normaldi.
Gazeteci olarak durumu yerinde görmek ve haber yapmak için alana gittim. Kaçak yapıyı kaldırmaya gelen zabıta ekibinden bazıları, sanki görev tanımlarının dışına çıkarak yapının üstüne çıkmış, kontrolsüz şekilde hareket ediyordu.
Ben fotoğraf çekerken, yapı üzerinde bulunan bir zabıta bana el kol hareketleri yaparak,
“Çekmesene sen kimsin? Fotoğraf çekmek yasak!” dedi.
“İşimi yapıyorum” cevabını verdim.
Bunun üzerine aynı kişi yapının üstünden atlayarak yanıma geldi ve
“Resimleri sileceksin yoksa…” diyerek tehdit etmeye başladı.
Hatta “Polis çağırırım, aldırırım seni buradan” dedi.
“Ben gazeteciyim” dedim, bilgin olsun.
Bir süre telefon görüşmeleri yaptı. Ardından başka bir zabıta hiçbir hukuki yetkisi olmamasına rağmen,
“Gazeteciysen kimliğini göreyim” dedi.
Tartışma büyümesin diye basın kartımı gösterdim. Buna rağmen ısrarla “Fotoğrafları sil” baskısı devam etti.
Bir belediyeyi temsil eden zabıtanın; basın mensuplarına ve vatandaşlara karşı daha dikkatli, daha ölçülü davranması gerekir.
Ne zamandan beri zabıta kendini basının üzerinde görmeye başladı, gerçekten anlamakta zorlanıyorum.
2. İftar Çadırında Vicdanı Yaralayan Sahne
Bir başka gün, iftar çadırını bu kez vatandaş gibi uzaktan gözlemliyordum.
İftar saatine dakikalar kala bir kadın çadıra geldi. Yer bulamadı, ayakta kaldı. Görevlilere rica etti:
“Orucumu açacağım, bana da bir kap yemek verir misiniz?”
Zabıtanın cevabı şuydu:
“Oturmayanlara yemek yok. Veremeyiz.”
İnanın kulaklarıma inanamadım.
Aynı anda bir tanıdıkları geldi; 8–10 kap yemeği kucaklayıp götürdü.
Bu kadarı da olmaz dedim.
Kadıncağız bir kap yemek alamadan, aç açına gözyaşları içinde çadırdan uzaklaştı.
Zabıtalar tarafından yapılan ayrımcılığın bu kadar açık yaşanması kabul edilemez.
Tanıdığa 10 kap yemek, tanımadığına 1 kap yemek “yok”.
Son Söz
Başkan Bey,
Zabıtalar; belediyelerin halka yansıyan yüzüdür, vatandaşla doğrudan temas noktasıdır.
Ne kadar iyi hizmet üretirseniz üretin, bu tür terbiyesiz, iletişim yoksunu ve yetki sınırlarını bilmeyen görevliler, yapılan tüm çalışmaları gölgeler.
Sürekli insan içinde görev yapan bir zabıtanın;
daha nazik, daha bilinçli ve iletişimi güçlü olması şarttır.
İletişim kuramayan, nerede nasıl davranacağını bilmeyen bir zabıta;
memuru olduğu belediyeye fayda değil, zarar verir.
Bu kişileri kendinizden ve insanlardan uzak tutun.
Takdir kamuoyunun ve vicdanın.
















