Silivri’de Kim Gazeteci, Kim Aday Sözcüsü?
Silivri’de Esnaf Odası seçim süreci, adaylardan çok yerel medyanın saf tutma refleksini ortaya çıkardı. Gazetecilik bir kez daha sorgulanıyor.
Silivri Birleşik Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanlığı’nı belirleyen 18 Ocak Genel Kurulunda öncesi gördük ki, Silivri’de yalnızca adaylar değil, yerel medya da safını açık etmiş durumda.
Ne yazık ki bu saflaşma, gazetecilik refleksiyle değil; çıkar, yakınlık ve hesap ilişkileriyle şekilleniyor.
Bugün Silivri’de bazı medya organları artık haber üretmiyor. Adayların gönüllü sözcülüğünü yapıyor.
Hürhaber, Nuray Koçer’i destekleme konusunda hiçbir gizleme ihtiyacı duymuyor. Gazete sayfaları, neredeyse Koçer’in tanıtım broşürüne dönüşmüş durumda.
Cem Güner, “tarafsızım” iddiasını sürdürürken Mehmet Noyan Öpçin’i desteklemek adına Nuray Koçer’i hedef almaktan çekinmiyor.
Tolga Emek ve Fatma Yıldırım ise daha örtülü ama yönü belli bir destekle Ferhat Çetin’e alan açıyor.
Bu tabloyu görüp hâlâ “Silivri’de bağımsız yerel medya var” demek gerçekçi değil.
Burada gazetecilik yapılmıyor.
Kalemler videolar hakikate göre değil, kazanma ihtimaline göre oynuyor.
Dün yere vurulan bugün parlatılıyor; bugün alkışlanan yarın sessizliğe gömülüyor.
İlke yok, tutarlılık yok, mesafe yok.
Oysa gazetecilik; iktidarı desteklemek de değildir, muhalif olmak da. Gazetecilik, herkese aynı mesafede durabilme iradesidir. Silivri’de ise bu mesafe çoktan kaybolmuş durumda. Herkes bir grubun içinde, herkes bir ismin yanında.
Bunun sonucu da ortada.
Yerel medyanın tirajı uzun süredir çok düşük.
Çünkü okur görüyor.
Kim gazeteci, kim aday sözcüsü ayırt ediliyor.
Gazeteci; ekonomik, siyasi ya da kişisel bağlarla birilerine göbekten bağlıysa, artık gazeteci değildir.
O noktada kalem, hakikatin değil; menfaatin aparatıdır.
Bu da sadece kişileri değil, mesleğin kendisini çürütür.
İleriki zamanlarda bu yandaş gazetecilerin nasıl 180 derece dönüş yaptığını hep birlikte izleyeceğiz.
Silivri’de bugün yaşanan tam olarak budur.
Gazetecilik, güce fazla yaklaşmanın bedelini ödüyor.
Ve bu bedeli, en çok da Silivri ödüyor.

















