Özcan Işıklar’ın “Kurtarıcı” Retoriği: 10 Yıllık Enkazın Üzerinden Siyaset Mühendisliği
Özcan Işıklar’ın geçmiş hataları, koltuk sevdasını ve örtülü vesayet arayışı…
Siyasette ne zaman işler sıkışsa, ne zaman koltuk sevdası depreşse ilk Akla gelen resepte hevesle sarılırlar: “Birlik, beraberlik, kucaklaşma, ortak akıl…”
Yer Silivri.
On yıl boyunca koltukta oturmuş, ilçenin ortasından geçen koca E-5’e o çirkin viyadük kondurulurken izlemiş, üniversiteler gözünün önünden kayıp giderken Ankara yollarını aşındırmayı akıl edememiş Özcan Işıklar, birden bire uzun süren sessizliğini bozup ekrana çıkmış.
Ne diyor? “Siyaset makam sahibi olmaktan ibaret değildir…”
Şahane retorik! İnsan dinleyince neredeyse gözleri dolacak. Ama aynı söyleşinin devamına bakıyorsunuz, laf dönüp dolaşıp nereye geliyor? “2029’da altı partili koalisyon kurulursa hiç düşünmem girerim!”
Bak sen…
Makam sevdalısı değilmiş ama koltuğun ışığını görünce pervaneler gibi etrafında dönmeye hazır!
Dün belediye başkanıyken Kadir Topbaş gelmiş, uyarmış. Bizimki ne yapmış? Şimdi çıkmış sosyal medyaya, gözümüzün içine baka baka özeleştiri veriyor: “Şimdi olsa yaptırmazdım.”
Günaydın Özcan Efendi, günaydın! Silivri’nin göbeğine o beton kütleyi çaktıran irade, bugün çıkmış bize şehircilik dersi veriyor. O gün o koltuğun hakkını verip o betona karşı dik duramadıysan, bugün “pişmanım” demek Silivri’ye ne kazandırır?
Üniversite projesi kaçmış… Niye kaçmış? “Herkesi kapsayamadım, hata bende” diyor. On yıl boyunca belediye gücü elindeyken yapamadığın helalleşmeyi, bugün yetkisizken televizyon ekranlarından çağrı yaparak mı çözeceksin?
En tatlı kısım ise mevcut belediye yönetimine atılan çalımlar…
Koltuğa oturan halefine bakıyor, “O benim evladım gibiydi, emeğim var” diye başlıyor söze. Sonra hemen ekliyor: “Kent Konseyi toplansın, eski başkanlar, muhtarlar bir araya gelelim, yol haritası çizelim. Yönetimde irade boşluğu var!”
Açıkçası tercümesi şudur: “O çocuk bu işi beceremiyor, gelin yine işi bana devredin, gölge başkanlık yapayım!”
Siyasette “ağabeylik” sosuna bulanmış vesayetin özlemi bundan daha net tarif edilemezdi.
Kendi partisine kırgınmış… 2019’da aday gösterilmeyince “büyük travma” yaşamış. Belli ki o kırgınlık hiç geçmemiş, o hesaplaşma hiç bitmemiş. Şimdi bir taraftan CHP’nin kurucu iradesinden dem vuruyor, diğer taraftan Yeni Parti açılışlarında boy gösterip “herkese mesaj” veriyor.
Adı konmamış bir rövanşın, ertelenmiş bir ihtirasın peşinde…
Gerçek şu ki; Silivri’nin geçmişin hatalarına süslü kılıflar uyduran, “Ah keşke yapmasaydım” diyerek günah çıkaran ve gözü hâlâ 2029 koltuğunda olan eski aktörlerin “nostalji turuna” ihtiyacı yok.
Siyaset, pişmanlık tescil etme makamı değildir. On yıl boyunca yapamadıklarınızı, yarın yapacağınızın garantisi gibi sunmaya kalkarsanız…
Silivri sandıkta o kurnaz matematiğin defterini dürer, haberi olmaz!






