Sultan Aşkın’ın “Cezaevinden yönetiliyor” sözlerine tepki

Sultan Aşkın’ın Silivri Belediyesi’ne yönelik sert eleştirileri tartışma yarattı. “Cezaevinden yönetiliyor” sözleri ve iddiaların detayları haberimizde.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
Ayrıca Bu Haberi Paylaş:

MHP Silivri Belediye Meclisi Grup Başkan Vekili Sultan Aşkın’ın, Silivri Belediyesi’nin “cezaevinden yönetildiği” yönündeki sözleri tartışma yarattı. Aşkın’ın, Başkan Vekili Yalçın Ekici üzerinden yaptığı eleştirilerde hukuki ve idari vekâlet mekanizmasının göz ardı edilmesi dikkat çekti.

Silivri Belediye Meclisi’nin eylül ayı toplantısında söz alan MHP Grup Başkan Vekili Sultan Aşkın’ın konuşmasının en dikkat çeken bölümü, tutuklu bulunan Silivri Belediye Başkanı Bora Balcıoğlu üzerinden yaptığı değerlendirmeler oldu.

Reklam

Aşkın, Başkan Vekili Yalçın Ekici’ye hitaben, Silivri Belediyesi cezaevinden yönetiliyor maalesef. Yönetici hâlâ aynı, anlayış aynı” ifadelerini kullandı.

Ancak bu sözler, siyasi eleştiri sınırlarını aşan ve belediyenin mevcut hukuki yönetim yapısını tartışmalı biçimde yorumlayan bir yaklaşım olarak değerlendirildi.

“Cezaevinden yönetiliyor” söylemi ne kadar doğru?

Bora Balcıoğlu’nun tutuklu bulunması, belediye başkanlığı görevinin sona erdiği anlamına gelmiyor. Tutukluluk, kişinin fiilen belediye başkanlığı makamında bulunmasına ve görevini fiziksel olarak yürütmesine engel teşkil ederken, başkanlık sıfatının otomatik olarak ortadan kalkması sonucunu doğurmuyor.

Bu nedenle Balcıoğlu’nun yerine Silivri Belediye Meclisi tarafından Başkan Vekili Yalçın Ekici’nin seçilmiş olması, belediyenin “cezaevinden yönetildiği” anlamına gelmiyor.

Basit bir vekâlet örneğiyle anlatmak gerekirse; bir kişinin noter, tapu veya başka bir resmi işlem için kendisinin yerine vekil göndermesi, işlemin vekil tarafından kişinin “yerine” değil, kişinin adına ve verilen yetki kapsamında yapılması anlamına geliyor.

Belediye başkanlığı makamındaki mevcut durum da bu çerçevede değerlendirilmek durumunda.

Dolayısıyla siyasi bir eleştiri olarak “yönetim anlayışı değişmedi” denilebilir. Ancak buradan hareketle belediyenin doğrudan cezaevinden yönetildiğini söylemek, hukuki ve idari mekanizmanın siyasi polemik içerisinde farklı bir biçimde yorumlanmasına yol açıyor.

Asıl tartışılması gereken yönetim performansı değil mi?

Sultan Aşkın’ın eleştirilerinin önemli bir bölümü ise doğrudan belediyenin hizmet performansına yönelikti.

Aşkın; Özellikle belediye araçlarının trafik sigortalarının bulunmadığı ve bazı araçlara lastik alınamadığı yönündeki iddialar dikkat çekti.

Ancak burada önemli bir ayrıntı da Aşkın’ın kendi ifadelerinde yer aldı.

Söz konusu bilgilerin doğrulanmış veriler olmadığını, kendisine ulaşan “duyum ve iddialar” olduğunu belirten Aşkın, bunların doğru olmamasını temenni etti.

Bu noktada gazetecilik açısından temel soru şu:

Bir belediyenin yönetimini eleştirmek için doğrulanmamış iddiaların meclis kürsüsünden gündeme taşınması ne kadar sağlıklı?

Siyasi denetim elbette meclis üyelerinin en önemli görevlerinden biri. Ancak özellikle araçların sigortası, kamu kaynaklarının kullanımı ve personel ödemeleri gibi somut sonuçlar doğurabilecek konularda iddianın yanında belge, resmi kayıt veya doğrulanabilir veri sunulması kamuoyu açısından çok daha değerli olacaktır.

Personel ikramiyeleri üzerinden siyaset

Aşkın’ın konuşmasında belediye çalışanlarının ikramiyeleri de önemli bir yer tuttu.

Okulların açılması üzerinden personelin ekonomik sorunlarını gündeme getiren Aşkın, “Bu çalışan personelin çocuğu yok mu?” diyerek belediye yönetimine çağrıda bulundu.

Elbette çalışanların hak edişlerinin zamanında ödenmesi önemlidir. Ancak personel alacakları konusunda kamuoyuna açıklama yapılması isteniyorsa, toplam borç miktarı, ödeme takvimi, mevcut bütçe durumu ve ödeme planının da somut biçimde ortaya konulması gerekir.

Aksi halde konu, çalışanların gerçek ekonomik sorunlarından uzaklaşıp siyasi polemiğin malzemesine dönüşme riski taşıyor.

Çünkü belediye çalışanının hakkını savunmak yalnızca kürsüden sert sözler söylemekle değil, sorunun çözümüne yönelik somut öneri ortaya koymakla anlam kazanır.

İsimlik üzerinden yönetim tartışması

Aşkın’ın Yalçın Ekici’nin makamında Bora Balcıoğlu’nun isimliğinin bulunmasını da eleştirmesi ise konuşmanın başka bir tartışmalı başlığını oluşturdu.

Aşkın, bunun “vefa” olarak değerlendirilemeyeceğini savunarak Ekici’nin kendi yönetim iradesini ortaya koymasını istedi.

Ancak belediye başkanının isimliğinin makamda bulunmasını, belediyenin hangi kişi tarafından yönetildiğinin temel göstergesi olarak değerlendirmek yerine, bunun sembolik ve siyasi bir tartışma olduğu gerçeğini görmek gerekiyor.

Yalçın Ekici’nin Başkan Vekili olarak görevi ve yetkileri zaten meclis kararıyla belirlenmiş durumda.

Dolayısıyla isimlik üzerinden yürütülen tartışma, Silivri’nin asfalt, temizlik, ulaşım, mali yapı veya personel sorunlarına doğrudan çözüm üretmiyor.

“Cezaevinden mi yönetecek?” sözleri siyasi polemiği büyüttü

Aşkın’ın en sert ifadelerinden biri de Bora Balcıoğlu dönemine ilişkin oldu.

“Makamdayken yönetemeyen bir anlayış cezaevinden mi yönetecek Silivri’yi?” diyen Aşkın, belediyenin mevcut mali ve hizmet sorunlarının Balcıoğlu döneminin sonucu olduğunu ileri sürdü.

Ancak bu tür ağır siyasi değerlendirmelerin de somut verilerle desteklenmesi gerekiyor.

Bir belediyenin mali tablosu yalnızca siyasi söylemler üzerinden değil; bütçe gerçekleşmeleri, borç stokları, personel giderleri, yatırım harcamaları, gelir-gider dengesi ve resmi denetim raporları üzerinden değerlendirilir.

Aksi halde “enkaz”, “10 yıl heba edildi”, “cezaevinden yönetiliyor” gibi ifadeler kamuoyunda güçlü bir siyasi etki yaratabilir; ancak belediyenin gerçek durumunu açıklamak açısından yeterli olmayabilir.

Eleştiri var, peki çözüm önerisi nerede?

Sultan Aşkın’ın konuşmasında asfalt, personel ödemeleri, belediye araçları, ulaşım, İBB yatırımları, İSKİ hizmetleri ve belediyenin yönetim anlayışı gibi çok sayıda başlık gündeme getirildi.

Ancak böylesine geniş bir eleştiri listesinin kamuoyu açısından asıl değeri, “Peki çözüm ne?” sorusuna verilecek cevapla ortaya çıkıyor.

Silivri’nin gerçekten asfalt sorununu çözmek için ne kadar kaynağa ihtiyacı var?

Personel ikramiyeleri hangi takvimle ödenmeli?

Belediyenin borçlarının yapılandırılması için hangi model uygulanmalı?

İBB ile hangi somut protokoller yapılmalı?

İSKİ yatırımlarının artırılması için hangi girişimler gerçekleştirilmeli?

Belediye araçlarının yenilenmesi için nasıl bir finansman modeli oluşturulmalı?

Siyasi denetimin amacı yalnızca eksikleri sıralamak değil, aynı zamanda çözüm yollarını da ortaya koymak olmalı.

Silivri’nin ihtiyacı polemik değil, sonuç

Sultan Aşkın’ın eleştirilerinin kamuoyu tarafından tartışılması elbette demokratik siyasetin doğal bir parçası.

Ancak “cezaevinden yönetiliyor” gibi ağır ifadeler üzerinden yürütülen siyasi tartışmaların, Silivri’nin gerçek gündeminin önüne geçmemesi gerekiyor.

Silivri halkının beklediği şey siyasi polemiklerden çok daha basit:

Temiz sokaklar, asfalt yollar, çalışan belediye araçları, zamanında ödenen personel hakları, güçlü ulaşım bağlantıları ve tamamlanan yatırımlar.

Bu nedenle meclis kürsüsünden yöneltilen her eleştirinin ardından vatandaşın görmek istediği şey yeni bir tartışma değil, ölçülebilir bir sonuç.

Sultan Aşkın’ın eleştirileri özellikle doğrulanmamış iddialar ile siyasi yorumların, kesinleşmiş gerçekler gibi sunulmaması da kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi açısından büyük önem taşıyor.

Muhalefetten beklenen de yalnızca sert sözler değil; belgeli denetim, somut öneri ve uygulanabilir çözüm ortaya koymak.

Ayrıca Bu Haberi Paylaş:
Reklam Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
WhatsApp WhatsApp